Petrol, halen dünya enerji tüketiminde % 34,2’lik payı ile en fazla kullanılan enerji kaynağı olma konumunu sürdürüyor. Petrol, sadece bir enerji kaynağı da değil; binlerce sanayi ürününün ve petro-kimya sanayisinin olmazsa olmaz girdisi…

O nedenle yıllardan beri, sıcak-soğuk savaşların başlıca nedenleri arasındaki yerini de (ne yazık ki) korumayı sürdürüyor. Dünya petrol rezervlerinin yoğunlaştığı coğrafya da yıllardır yaşanan işgallerin, sivillere yönelik katliamların, zorla rejim değiştirme çabalarının odaklandığı bölgelerle çakışıyor.

Orta Doğu bölgesi, dünya ispatlanmış rezervlerinin % 47,6’sını barındırırken, Venezuella % 17,9’luk oranıyla, en büyük petrol rezervine sahip ülke… Irak’ın işgali, başına IŞİD belasının sarılarak, rezervlerini kontrol etme zulmü ve yüzbinlerce sivilin katledilmesi ne kadar petrolle ilgiliyse, Venezuella’da Maduro’yu devirme çabaları da en az bir o kadar petrolle ilgilidir.

Venezuella petrolü ve şirketler

Venezuella petrolünde pay sahibi olan şirketlere bir göz atmak, bize bu konuda belli bir fikir verebilir. Chavez döneminden beri, başta Çin Milli Petrol Şirketi (CNPC) olmak üzere, Çin hükümetinin verdiği borçler ve yaptığı yatırımlarla artan etkisi dikkat çekiyor. Venezuella hükümetinin Çin’e borcu 61 milyar doları bulmuş. Yaşanan finansal sorunlar nedeniyle borç daha ziyade petrolle ödeniyor[1].Rus petrol şirketi Rosneft ise 2010 yılından beri, Venezuella milli petrol şirketi PDVSA ile ağır petrol içeren ve dünyanın en büyük basenlerinden olan Orinoco (sonradan Chavez adı verildi) Kuşağı’nda ortak projeler uyguluyor. Rosneft te verdiği 6 milyar dolar krediyi, petrol olarak geri alıyor. Rus şirketi 5 petrol ve 1 gaz projesinde hissedar. Yaşanan siyasi krize karşın, çeşitli projelerde azınlık hisseleri olan Total (Fransa), Equinor (Norveç), Chevron (ABD) gibi şirketler, bu ülkeyi terk etmeye pek de niyetli görünmüyorlar.

Enerji jeopolitiğinin yetkin isimlerinden olan William Engdahl, bu şirketlerin iştahını kabartan ve tüm gerilimlere karşın ülkede kalmaktan yana tavır almalarına neden olan şeyin, Brezilya-Venezuella-Guyana arasında konumlanan Guyana Esequiba’sı olduğunu öne sürüyor. Engdahl, Venezuella ve Guyana arasında ihtilaf konusu olan bu bölgenin, bazı jeologlara göre, dünyanın (henüz keşfedilmemiş) en büyük ve kaliteli petrol rezervlerini barındırdığına inandıklarını belirtiyor.

Her iki ülke, 1983’te imzaladıkları İspanya Limanı Protokolü ile bu bölge için barışçıl bir çözüm bulmak umuduyla, 12 yıllığına moratoryum ilan ettiler ve bu tarihten sonra, uzun süre petrol arama faaliyetine girişmediler.

Bu süreçte Guyana, 2011 Eylül’ünde, münhasır ekonomik bölgesini 150 deniz mili genişletmek üzere BM’e başvurdu ve hak iddia ettiği bölgede bir başka devletle ihtilafı olmadığını öne sürdü. Venezuella da bu eyleme karşı sert bir nota yayınladı. Guyana bununla da yetinmeyip, tartışmalı bölgede uluslararası arama ihalesine çıktı.

İhale ve ExxonMobil

Guyana, 2015 yılında bu tartışmalı bölgede arama yapmak üzere ExxonMobil’e lisans verdi. Bir süre sonra da bu şirket, yaklaşık 5 milyar varillik bir rezerv (kaliteli, hafif petrol) keşfettiğini açıkladı. Venezuella, bir yandan Guyana’ya karşı yasal girişimlerini sürdürürken, diğer yandan da ExxonMobil gemilerini engellemeye başladı. Konunun bir diğer çarpık boyutu ise, ExxonMobil’in bu tartışmalı projedeki ortağının Çin’in CNOOC şirketi olması…

Engdahl şu senaryonun gerçekleştiğini varsaymamızı istiyor: Başta ABD olmak üzere Batılılar’ın (İngiltere, İspanya, Fransa) beklentisinin gerçekleşmesi ve kendini Devlet Başkanı ilan eden Meclis Başkanı Guaido’nun iktidarı ele geçirerek, PDVSA’yı özelleştirmesi. Bunun ardından da ülkeyi yabancı petrol şirketlerinin çıkarları doğrultusunda yeniden yapılandırması… Gerçeğe hayli yakın bir senaryo!

Buna karşın Maduro yönetimi, Esequiba sahasında hukuksuz biçimde faaliyet gösteren ExxonMobil’i ve onun Washington’daki destekçilerini mahkemeye verdi. Guaido’nun iktidarı ele geçirmesi halinde, zayıf bir ülke olan Guyana’nın kolayca “ikna” edilerek, şirketlerin büyük petrol rezervleri barındırdığına inanılan Esequiba’yı ele geçirecekleri hesabı yapılıyor.

Guaido’yu ABD, Fransa, İngiltere ve İspanya’nın yanı sıra, Esequiba sahasına sınırı olan Brezilya desteklerken, Çin ve Rusya, Maduro’ya açık destek veriyorlar. Bu arada Çin’in “Kuşak ve Yol İnisiyatifi”, zaten karmakarışık haldeki bölge jeopolitiğini daha da çetrefilli hale sokuyor. Bu proje kapsamında, Brezilya’nın kuzeyindeki Manaus’tan çıkan otoban, Brezilya’ya, Guyana üzerinden Panama Kanalı’na çok daha kısa yoldan uzanmasını sağlıyor.  Çin, deyim yerinde ise yumurtalarını çok sayıda sepete dağıtarak, etkinliğini arttırıyor. Çin’in Landbridge Grubu ise Panama’nın Atlantik Okyanusu tarafındaki Margarita Adası’nı satın alarak buraya kurduğu liman üzerinden dünyanın büyük gıda dağıtım merkezlerine erişim sağlıyor.

ABD, başta PDVSA olmak üzere Venezuella şirket ve bankaları üzerinde yeni ambargolarla baskıyı arttırırken, Çin ve Rusya da bir yandan Venezuella’ya desteklerini, diğer yandan bölgedeki etkinlikleri arttırmaya çalışıyorlar. ABD, 50 yıldan bu yana ilk kez Venezuella’dan petrol ithalatını durdururken, Rus şirketleri, ABD piyasalarına, Şubat sonu-Mart başında (2019) 9 tankerle 3 milyon varillik petrol satışı gerçekleştirdiler[2]. Daha basit bir anlatımla, Rus petrolü, ABD piyasalarında, Venezuella’nın yerini almaya başladı. Ancak Rusya, bir yandan da Venezuella’ya petrol ve petrol ürünleri yollamayı da ihmal etmiyor. Büyük bölümü çok ağır petrol olan Venezuella petrolünü inceltmekte kullanılan seyreltici ve Küba’ya aktarılmak üzere Chavez Havzası’nda üretilen ağır petrolden çok daha hafif petrol, Rus tankerlerinin Venezuella’ya ulaştırdığı ihraç ürünleri arasında…Venezuella, yıllardan beri Küba’ya petrol sağlarken; karşılığında bu ülkeden doktor, sağlık hizmetleri, öğretmen, mühendis, güvenlik gibi hizmetler alıyor. Üretim düştüğü için Küba’ya sağlanan benzin, dizel gibi ürünleri vermekte zorlanan Venezuella, bunları da Rusya’dan temin ediyor.

Ülkede ABD desteğiyle tırmandırılan karışıklıklar ve ambargolar, gerek ham petrol üretimini ve gerekse petrol ürünleri üretimini ciddi boyutta ve olumsuz etkilemeye devam ediyor. Venezuella üretimini düşmesi, küresel petrol arzında daralmaya yol açarak, fiyatların yukarıya doğru gelişmesine neden oluyor. Bu eğilim ise, üretim kaybı nedeniyle mali sıkıntı yaşayan Venezuella’nın kayıplarını (daha yüksek fiyatla ihraç ettiği için) bir nebze azaltıyor.

İlginç, hatta çok ilginç benzerlikler

Dünyanın her yerinde, her olan biteni, yalnız ve ancak (münhasıran) hidrokarbon kaynaklarını, ya da diğer doğal zenginlikleri ele geçirme, taşıma yollarını ve ticaretini kontrol etme mücadelesi üzerinden açıklama çabasında değilim. Ama bu gerçeklikleri görmezden gelerek ya da önemini yadsıyarak yapılan tahlillerin de çok gerçekçi olmayacağını kabul etmek gerekir.

Venezuella’nın, Esequiba sahası için karşılaştığı hukuksuzluklar,  bizim Doğu Akdeniz ve Kıbrıs ekseninde yaşadığımız hukuksuzluklarla, hayli ilginç biçimde hayli ilginç biçimde benzeşiyor. Guyana’nın Venezuella aleyhine genişletmeye çalıştığı Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) çabası, tıpkı Yunanistan’ın Ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) Doğu Akdeniz’deki hakkaniyete uymayan tecavüzlerine çok benziyor. Venezuella’daki yönetimin karşısında ABD, İngiltere, Fransa, İspanya var. Bunların tümü, Doğu Akdeniz’de de bize karşı; Yunan tezlerinden yanalar.

Bir diğer ilginç benzerlik, bu hukuksuzlukların merkezinde, ExxonMobil şirketinin yer alıyor olması… Kıbrıs’ın güneyinde, GKRY’nin 10. Blok diye adlandırdığı ruhsat alanında ExxonMobil, ikazlarımıza karşın açtığı Glaucos-1 kuyusunda doğal gaz keşfi ilan etti.  Oysa bölgede, KKTC’nin de Londra ve Zürih Anlaşmaları’ndan gelen hakları var. Bir yere varacak olmasa da Kıbrıs’ta “çözüme” yönelik müzakereleri baltalayan bu sondaj ve ilan edilen keşif, Rum tarafının elini güçlendiriyor. ExxonMobil, Venezuella’nın protestolarına karşın da Esequiba bölgesinde yaptığı sonadaj faaliyetleri sonrasında 5 milyar varillik petrol keşfini duyurdu. Bu faaliyette ortağı Venezuella ile “kardeş” görünümdeki Çin’in şirketi CNOOC. Kıbrıs adası güneyindeki 10. Blok’ta ExxonMobil’in ortağı ise, son yıllarda ülkemizin “en yakın dostu” görünümündeki Katar’ın milli petrol şirketi!

 

[1] What’s Not Being Said About the Venezuela Oil War; William Engdahl, 17.02.2019, New Eastern Outlook

 

[2] Russian oil imports surge in US as Venezuela’s slow to a trickle, FRANCO ORDOÑEZ, 4 March 2019